yerine koymak

1) gibi görmek, saymak

Hem de yetişkin, yosma bir kadın beni erkek yerine koymuştu.

- N. Cumalı
2) yitirilen, elden çıkan bir şeyin, benzerini veya eşini sağlamak

Kaybolan kitaplarımı yerine koyamadım.


Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • aptal yerine koymak (veya koyulmak) — anlamaz, bilmez sanmak (sanılmak) Bu kadını zaman zaman aptal yerine koymam büyük aptallık galiba. R. Erduran …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ahmak yerine koymak — (birini) bir kimseye aptalmış, anlamazmış gibi davranmak Beni bir ahmak yerine koyarak bu yığını babamın rahat rahat uyuduğu bir yatak diye göstermesi... Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • adam yerine koymak — adamdan saymak, varlığını kabul etmek Anasını durmadan nefes aldırmadan azarlıyor, babasını adam yerine koymuyor, ağzını açarken susturuyordu. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • koymak — i, e, ar 1) Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek Öteki elini doktorun omzuna koydu. S. F. Abasıyanık 2) Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak Bu işe kimi koyacağız? 3) Bırakmak İçeri kimseyi koymuyorlar. 4) Katmak,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ornatmak — yerine koymak I, 266 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • yer — is., gök b. 1) Dünya 2) Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal 3) Gezinilen, ayakla basılan taban Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yerleşmek — e 1) Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak Bu taş buraya adamakıllı yerleşmiş. 2) Yer bulup oturmak Arabaya, birbirine sıkışarak yerleştiler. S. F. Abasıyanık 3) Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak Oğlu bankaya yerleşmiş. 4) Bir yerde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ikâme — (A.) [ ﻪﻡﺎﻗا ] 1. kaldırma. 2. oturma. 3. yerine koyma. ♦ ikâme etmek yerine koymak …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • adam — is., Ar. ādem 1) İnsan 2) Erkek kişi, kadın karşıtı İyi bir adam isterse, babası da verirse, varacak. M. Ş. Esendal 3) Birinin yanında ve işinde bulunan kimse Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar. K. Tahir… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • noktalamak — i 1) Nokta koymak 2) Yazıda noktalama işaretlerini yerli yerine koymak Yazınızı iyi noktalamadınız. 3) mec. Sona erdirmek, bitirmek Tartışmayı kendisi noktalamak istiyordu. T. Buğra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.