hevesi kursağında (veya boğazında veya içinde) kalmak

istediği, imrendiği şeyi elde edememek

Bütün hevesim boğazımda kaldı. Küstüm oturdum.

- N. Meriç

Gazetenin yayını kesildi; çaresiz İzmir'e döndüm fakat hevesim kursağımda kalmıştı.

- A. İlhan

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • heves — is., Ar. heves 1) İstek, eğilim, arzu, şevk Küçüklüğünden beri bütün hevesi bahriyede idi. H. Taner 2) Gelip geçici istek Yoksa ona karşı geçici bir heves mi duyuyor. P. Safa Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller heves etmek hevesine düşmek hevesi… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.