hava almak

1) (biri) açık havada gezmek

Biraz hava almak için niye Hürriyet tepesine kadar bir gezinti yapmasınlar?

- A. Gündüz
2) argo (biri) umduğunu bulamamak, hiçbir şey kazanmamak
3) (biri) ferahlamak, açılmak, hoş vakit geçirmek

Hava alalım diye beni bir akşam bir yazlık bahçeye götürdüler.

- B. Felek

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • hava — is., Ar. hevā 1) Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı 2) Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu. M. Ş. Esendal 3)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hava oyunu — is., tic. Bir mal fiyatının yükseleceği umuduyla o maldan, sözde ileride teslim alınmak üzere, bir parti satın almak ve vakti geldiğinde bu malın değerine göre fiyat farkını satıcıdan almak veya ödemek şeklinde girişilen bir çeşit oyun …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • deniz hamamı — is., esk. Plaj Hava almak için deniz hamamlarının olduğu tarafa doğru yollandı. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gezinti yeri — is. Yürüyüş yapmak, dolaşmak ve hava almak amacıyla ayrılmış yol veya bölge, promönat …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tayfa — is., den., Ar. ṭāˀife 1) Bir gemide bulunan, türlü işlerde çalıştırılan sefer işçisi Kayıkta hem ben hem de tayfam uyandık. Halikarnas Balıkçısı 2) Aynı işi yapan topluluk Esrarkeş, serseri tayfası hava almak için çıkar, balık tutar, getirir… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • teneffüs — is., biy., Ar. teneffus 1) Solunum 2) Temiz hava almak, dinlenmek için verilen ara Bizim mektebin teneffüs saatlerini hatırlatan bu kısa konuşma aralarında... Y. K. Karaosmanoğlu Birleşik Sözler teneffüshane teneffüs zili suni teneffüs Atasözü,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • soluk — 1. is., ğu 1) Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes Kalp gitgide hafiflemekteydi ve soluklarda hafif bir hışıltı başlamıştı. R. N. Güntekin 2) Ciğerlere hava alıp verme 3) mec. Tarz Gençler dergimize yeni bir soluk getirdiler.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağırlaşmak — nsz 1) Ağır duruma gelmek 2) Hava sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak, bozulmak Büsbütün ağırlaşmış bir hava içinde nerelerden geçtiğimizi artık fark etmiyorduk. R. N. Güntekin 3) Yavaşlamak Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • düşmek — e, er 1) Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek Havada uçan kuş vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor. R. N. Güntekin 2) den Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • oyun — is. 1) Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence Tenis, tavla, dama, çelik çomak, bale oyundur. 2) Kumar Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar. P. Safa 3) Şaşkınlık uyandırıcı hüner Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.