bağrına basmak

1) kucaklamak

İzmir'den kalkıp Mısır'a kadar beni görmeye, beni okşamaya, beni bağrına basıp sevmeye gelirdi.

- Y. K. Karaosmanoğlu
2) -den biriyle ilgilenerek onu koruyup kayırmak, yetiştirmek

Sen onu bambaşka duygularla, heyecanlarla bağrına basmak isteyeceksin.

- E. Bener

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • bağrına taş basmak — sesini çıkarmaksızın her türlü acıya katlanmak Oğlum böyle bir şey yaparsa onu ölmüş farz ederim. Bir evladım vardı: Allah elimden aldı derim, bağrıma taş basarım. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • acısını bağrına (veya içine) basmak (veya gömmek) — bir üzüntüye, sıkıntıya yakınmadan katlanmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bağır — is., ğrı 1) Göğüs Yakup, ceketini, mintanını, içliğini çıkarmış, bağrını yağmura vermiş, bir heykel gibi sessiz ve kımıldamadan duruyor. T. Buğra 2) Ok yayı ve dağda orta bölüm 3) anat. Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.