sadık kalmak

birine, bir şeye bağlılığını sürdürmek, bağlı kalmak

Haftada bir iki kere beni görmeye geleceğine dair verdiği söze sadık kalmıştır.

- R. N. Güntekin

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • sadık — sf., ğı, esk., Ar. ṣādiḳ 1) Doğru, gerçek 2) Dostluğu ve bağlılığı içten olan, sadakatli Birisi onu alsa en sadık kadın olacak, en güzel yemekleri pişirecekmiş. Ç. Altan Birleşik Sözler fecrisadık Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller sadık kalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • örülü olmak — ed. her şeyiyle mükemmel, eksiksiz ve estetik bütünlüğe sahip bulunmak Üçüncü itiraz, aruza, bütün yüksek şiirimizin örülü olduğunu görüp de sadık kalmak isteyenlerden geliyor. Y. K. Beyatlı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bağlı — sf. 1) Bir bağ ile tutturulmuş olan Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı. Halikarnas Balıkçısı 2) Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.