kendinden geçmek

1) bilinci işlemez olmak, kendini kaybetmek, bayılmak

Gözlerini tezgâhın arkasındaki bir kapıya dikmiş ve kendinden geçmiş gibiydi.

- S. F. Abasıyanık
2) bir şey karşısında coşkuya kapılmak, duygulanmak

Oturduğu şiltenin üstünde ayağa kalkıyor; alevi artan bakışlarla kendinden geçmiş, bir elini dizine vurarak ... haykırıyordu.

- A. Ş. Hisar
3) uykuya dalmak, uyuyakalmak

Ninniyi söyleyen anne kendinden geçeli belki bir hayli olmuştu.

- O. C. Kaygılı

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • kendinden — zf. Kendi aklından, kendi kendine Biliyor da mı söylüyor yoksa kendinden mi uyduruyor? M. Ş. Esendal Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller kendinden geçmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • transa geçmek (veya girmek) — kendinden geçmek, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçmek O garip bir transa girmişti; beni konuşturmak, nasıl aşağılık duygusu içinde kıvrandığımı işitmek istiyordu. A. Ümit …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • mest olmak — kendinden geçmek, sarhoş olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • GAŞEYAN — Kendinden geçmek. Kendini kaybetmek. Bayılmak. Gaşyolmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • esrimek — nsz, esk. 1) Herhangi bir sebeple kendinden geçmek, gaşyolmak 2) Coşup kendinden geçmek, vecde gelmek Esridi Yunus un canı / Bana seni gerek seni. Yunus Emre 3) Mest olmak, sarhoş olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • komaya girmek — 1) duyma, anlama ve hareket yeteneklerini yitirerek yarı ölü duruma gelmek, kendinden geçmek 2) mec. kendinden geçecek kadar sinirlenmek, şaşırmak, üzülmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bayılmak — nsz 1) Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek Akşam vapurda giderken bir kadının bayıldığını gördüm. S. F. Abasıyanık 2) e Çok hoşlanmak, çok sevmek Hatta kıza bayıldığını bile anlasaydı neye yarardı? R. H.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cezbelenmek — nsz, esk. Cezbeye tutulmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek Hırıltıdan cezbelenen cins köpek gibi artık kendini tutamayarak o da Nükhet e saldırdı. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dağıtmak — i 1) Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı. Y. K. Beyatlı 2) nsz Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek Muhacir kümeleri arasında ekmek dağıtmakla uğraşan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dalmak — e, ar 1) Suyun içine bütün vücuduyla ve hızla girmek Oğlanlar denize dalıp tekneyi sağdan soldan, arkadan önden itmeyi denediler. H. Taner 2) nsz Bir yerin içine girmek İkisi uçar gibi kapısında koca bir telefon çanı asılı dükkândan içeri… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.