yerleşmek

-e
1) Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak

Bu taş buraya adamakıllı yerleşmiş.

2) Yer bulup oturmak

Arabaya, birbirine sıkışarak yerleştiler.

- S. F. Abasıyanık
3) Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak

Oğlu bankaya yerleşmiş.

4) Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak

Rıza böylece ahırın üst katındaki dairesine yerleşti.

- H. Taner
5) nsz Eşyayı yerli yerine koymak

Taşındık, ama daha yerleşemedik.

6) Rahat bir biçimde oturmak

Koltuğa iyice yerleşti.

7) nsz, mec. Yaygın duruma gelmek, tutunmak

Demokrasinin ne suretle yerleşip kalabileceği hakkında garip fikirleri vardır.

- H. E. Adıvar
8) nsz, -e, mec. Alışılmak, kullanılır olmak

Birtakım yeni kelimeler zamanla yerleşiyor.

9) Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • mesken tutmak — yerleşmek Yârim İstanbul u mesken mi tuttun / Gördün güzelleri beni unuttun. Halk türküsü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ornamak — yerleşmek, yer tutmak, yer edinmek; (güneş) batmak, kaybolmak. I, 288 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • oturmak — e 1) Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu. S. F. Abasıyanık 2) nsz Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak Bakın, hikâye zordur, acımasız ve… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yerine oturmak — 1) iyi yerleşmek 2) bir durum, bir düşünce vb. benimsenmek, yaygın duruma gelmek, yerleşmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • barınmak — 1) Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak 2) nsz Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak Dosdoğru teyzemin evine gidecektim, iyi kötü barınacak bir yer... P. Safa 3) Bir yerde yatarak geceyi geçirmek 4) nsz, mec.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çöreklenmek — nsz 1) Yılan halka durumunda kıvrılıp toplanmak 2) mec. Bir yerde, orada yaşayanları rahatsız etme pahasına sürekli kalmak, yerleşmek Geldi, çöreklendi, gitmek bilmedi. 3) mec. Bir duyguyu güçlü ve sürekli olarak duymak Yıllarca beklenen bir… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • göçmek — den, e, er 1) Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek Selanik elden çıkınca ailesi İzmir e göçmüştür. A. İlhan 2) Bazı hayvanlar, sıcak iklimli ülkelere gitmek 3) nsz Çökmek 4) nsz Ölmek 5) Oturmak Masaların arasından geçerek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • göçmen — sf. 1) Kendi ülkesinden ayrılarak yerleşmek için başka ülkeye giden (kimse, aile veya topluluk), muhacir Ama biz de yeni göçmeniz, hâlden anlarız. N. Araz 2) Sıcak iklimli ülkelere giden (hayvan) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gömülmek — nsz 1) Gömme işi yapılmak veya gömme işine konu olmak Çok muhteşem bir cenaze töreniyle gömüldü. Ç. Altan 2) e Yerleşmek, oturtulmak, kendini gömmek Abdi Bey e kalsa, koltuğuna gömülüp gazetelerini okuyacak. A. İlhan 3) e, mec. Yok olmak,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • katmanlaşmak — nsz 1) Ayrı ayrı tabakalar veya sınıflar oluşturmak 2) jeol. Üst üste gelmiş katmanlar durumunda yerleşmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.