yarı saydam

sf., fiz.
Işığı geçiren fakat arkasındaki nesnelerin sınırlarını ve biçimini belirgin olarak göstermeyen

Buzlu cam yarı saydamdır.


Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • yarı — sf. 1) Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf 2) Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan Yarı yolu aldık. Yarı mesafede. 3) is. Futbolda 45 dakikalık her iki devreden biri Birinci yarıda dört gol attık. 4) zf. Gereğinden az, tam… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • saydam — sf. 1) İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf Atlet vücudunu bütünüyle gösteren, saydam bir sabahlık giymişti. A. İlhan 2) is. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yarı gölge — is., fiz. Bir ışık kaynağı önüne konulan saydam olmayan bir cismin, gerisindeki ekran üzerine vuran gölgesinin çevresinde görülen, çok koyu karanlık olmayan bölümü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • akik — is., ği, jeol., Ar. ˁaḳīḳ Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş Kabartmaların ortalık yerine de akik ve Necef taşlar serpiştirilmiştir. S. Birsel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • balgam taşı — is., min. Damarlı ve yarı saydam bir tür Kadıköy taşı, Hacıbektaş taşı, mühresenk Ak gözleri iki yuvarlak balgam taşı gibi fırıl fırıl dönüyordu. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fosfor — is., kim., Fr. phosphore Atom numarası 15, atom ağırlığı 30,97, yoğunluğu 1,83 olan, yarı saydam, bal mumu kıvamında, karanlıkta ışıldayan sarımsak kokulu, zehirli bir element (simgesi P) Fosfor, hafif bir sürtüşme ile alev alev yanmaya başlar.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gömlekliler — is., ç., hay. b. Vücutları torba biçiminde ve yarı saydam, sert bir gömlekle örtülü, denizlerde yaşayan bir hayvan sınıfı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kâfur — is., esk., Ar. kāfūr 1) Kâfur ağacından elde edilen, hekimlikte kullanılan, beyaz ve yarı saydam, kolaylıkla parçalanan, güzel kokulu bir madde Hastaneye gider gitmez gene kan aldırdılar, kâfuru şırınga ettiler; daha bilmem neler yaptılar, hasta… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kalotip — is., Fr. calotype Yarı saydam durumdaki kâğıt üzerinde fotoğraf negatifleri elde etme yöntemi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kaymak taşı — is., min. Parlatılmaya elverişli, yumuşak, beyaz, yarı saydam bir tür mermer, su mermeri, albatr …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.