uymak

-e, -ar
1) Ölçüleri birbirini tutmak

Ayakkabı ayağına iyi uydu.

2) Renk, biçim vb. yönünden birbirini tutmak, uygun düşmek

Kravat ceketine uymuş.

3) Zevke, anlayışa uygun düşmek

Sizin tutumunuz bizim görev anlayışımıza uyuyor.

4) Bir inanca, bir anlayışa, bir duruma veya egemen bir güce uygun davranışta bulunmak

Şu acayip sevdaları bırak, muhite uy, zamana uy, hayatını mükemmel kazanırsın.

- P. Safa
5) Bağlı kalmak, tabi olmak

Birtakım kayıt ve şartlara uymak zorundaydı.

6) Uygun düşmek, münasip olmak

Her cihette birbirine uyacak kadın erkek bulmak dünyada kabil değildir.

- H. C. Yalçın
Birleşik Sözler

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • uymak — uymak, birine bağlı olmak III, 146 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • uymak — yüksük; bir kabile ismi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • nefsine uymak — bedenin isteklerine uymak, günah işlemek Nefsine uyanların, zevkten başka bir şey tanımayanların, hayvanlardan ne farkı var? Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • araziye uymak — 1) ortama, çevreye uymak 2) görünmemeye çalışmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kafasına uymak — aklına uymak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tıpatıp uymak — her yönüyle uygun olmak Amerikalı bir ailenin durumu nasıl oluyor da kendi durumuna tıpatıp uyuyordu? …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cemaate uymak — içinde bulunulan bir topluluğa uyarak davranmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ortama uymak — çevreye uyum sağlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zamana uymak — davranışlarını içinde bulunulan günün şartlarına uydurmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • izine uymak — düşünce ve davranışlarını benimsemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.