tırmanma

is.
1) Tırmanmak işi
2) sp. Kendine özgü araçlardan yararlanarak vücudu, kollarla çekerek yukarı doğru yer değiştirme
3) ask. Atom silahlarının gücünün önüne geçilmez, önlenemez bir biçimde hızlanmasını belirten terim
4) mec. Bir durumun, bir olgunun giderek güç kazanması, etkisini artırması, güçlenmesi
Birleşik Sözler

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • tırmanma şeridi — is. Kara yollarında, yokuşlarda ağır araçlara ayrılmış en sağdaki şerit …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kurbağalama — is., sp. 1) Kurbağanın yüzmesine benzer yatay hareketler yaparak yüzme 2) Birbirine paralel iki tırmanma sırığına baldırları ve ayak sırtlarını kenetleyerek veya dışarıdan diz altına sıkıştırarak tırmanma …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dağcı — is. Dağa tırmanma sporu yapan kimse, alpinist …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dağcılık — is., ğı Dağa tırmanma sporu, alpinizm …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • şerit — is., di, Ar. şerīṭ 1) Dar, uzun dokuma veya kumaş parçası Güzel bir şeritle künyemi göğsüme bağladım ve gittim. F. R. Atay 2) Dar, uzun kıyı parçası Deniz şeridi. Kara şeridi. 3) Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası 4) Bir kara… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tırmanıcı — sf. Tırmanma özelliği olan Tırmanıcı bitki …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tırmanıcılar — is., ç., hay. b. İki parmağı öne, iki parmağı arkaya dönük tırmanma özelliği olan gugukgiller, papağangiller vb. kuşlar takımı, tırmananlar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tırmanış — is. Tırmanma işi veya biçimi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.