taşımak

-i
1) Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek

Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı.

- S. F. Abasıyanık
2) Üstünde bulundurmak

Boynunda asılmış gümüş bir köstek taşırdı.

- Y. K. Beyatlı
3) Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek

Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur.

- S. Birsel
4) Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak
5) nsz Giymek

Devlet üniforması taşıyordu.

- H. Taner
6) Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak
7) mec. Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek
8) nsz, mec. Duymak, hissetmek

İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar.

- T. Dursun K

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • şapkasını giymek (veya taşımak) — (birinin) kendi kimliğinin veya düşüncelerinin dışında başka birinin kimliğini geçici olarak taşımak veya onun düşünceleriyle ortaya çıkmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • lakırtı taşımak — laf taşımak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gizli din taşımak — din veya inancını kimseye bildirmemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • düğününde kalburla (veya elekle) su taşımak — (birinin) bir yardımına karşılık olarak bekâr bir kimseye çok büyük bir yardımda bulunma sözü vermek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kalburla su taşımak — verimsiz, sonuçsuz bir işle uğraşmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • omuzda taşımak — çok saygı göstermek, yüceltmek, övmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • laf taşımak — dedikodu ederek laf götürüp getirmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • adını taşımak — birinin adıyla anılmak, sahip olduğu adın sorumluluğunu yüklenmiş olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • başta taşımak — çok saygı göstermek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tartmak — taşımak …   Beypazari ağzindan sözcükler

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.