soluk borusu

is., anat.
Gırtlakla bronşlar arasında bulunan, yaklaşık 12 cm uzunluğunda, havanın akciğerlere girip çıkmasını sağlayan boru, nefes borusu

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • soluk — 1. is., ğu 1) Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes Kalp gitgide hafiflemekteydi ve soluklarda hafif bir hışıltı başlamıştı. R. N. Güntekin 2) Ciğerlere hava alıp verme 3) mec. Tarz Gençler dergimize yeni bir soluk getirdiler.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • nefes borusu — is., anat. Soluk borusu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • boru — is. 1) Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir Soba borusu kazanın içinden geçerdi. N. Cumalı 2) Borazan Ankara da ilk sabah boru sesinden uyandım. R. E. Ünaydın Birleşik Sözler boru… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • trake — is., hay. b., Fr. trachée 1) Soluk borusu 2) Eklem bacaklılarda bulunan özel solunum kanalları …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • trakeliler — is., ç., hay. b. Eklem bacaklıların, solungaç yerine özel bir soluk borusu taşıyan takımı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • solukluk — is., ğu 1) Soluk olma durumu Kafa işlerimizin anemik bir soluklukta oluşunda yemeğe düşkünlüğümüzün rolü sanıldığından daha fazladır. H. Taner 2) den. Başı su altında tutarak yüzmeyi sağlayan soluk alma borusu, şnorkel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • nefes — is., Ar. nefes 1) Soluk 2) Şifa amacıyla hastaya okunan dua 3) Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu. H. Taner 4) mec. Canlılık, hayat belirtisi Bir insan daha …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.