sallanmak

nsz
1) Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak

Dişi sallanıyor. Masa sallanıyor.

2) Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla, o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek

Lamba sallanıyor. Panjur sallanıyor.

3) Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak
4) Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek, oyalanmak, savsaklanmak
5) Güçlü bir biçimde sarsılmak, titremek

Yere çivilenmiş koca masayı sarsarken oda bir salıncak gibi sallanıyor.

- S. F. Abasıyanık
6) mec. Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • FEYD — Sallanmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • HEBH — Sallanmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • ırgalmak — sallanmak, ırgalanmak. I, 249 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • ügrilmek — sallanmak I, 248 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • ügrimek — sallanmak, kımıldatmak; birisine karşı yaltaklanarak hilesini saklamak, I, 275, 354 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • RÜFUL — Sallanmak. * Gururlanmak, tekebbürlenmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • TETNİH — Sallanmak. * Gururlanmak, tekebbürlenmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • dingildemek — nsz 1) Sallanmak, oynamak Siyah esvaplılar, siyah çarşaflıları dingildeyen iskeleden vapura ite ite çıkardılar. H. E. Adıvar 2) Korkmak, kuşkulanmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ırgalanmak — nsz Irgalama işi yapılmak, sarsılmak, sallanmak Gemimiz beşik gibi ırgalanır... M. E. Yurdakul …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ırganmak — nsz Sallanmak, kıpırdanmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.