salkım saçak

sf., -ğı
1) Dağınık, düzensiz, kalabalık bir durumda

Sahanlıklara kadar salkım saçak insan doluydu.

- H. Taner
2) Parçalara ayrılmış

Şemsiye o kadar kullanılmıştı ki bezi parça parça sarkmış, telleri salkım saçak dökülmüştü.

- R. Ilgaz

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • salkım — is. 1) Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve Bunu görünce Behzat da iki salkım muzu oradakilere dağıtmış. M. Ş. Esendal 2) bit. b. Ana saptan çıkan yan çiçekleri, sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu 3) bit. b.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • saçak — is., ğı 1) Bazı giyim eşyalarında veya döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül Perdenin saçağı. 2) Görünüşü bu püskülü andıran Bak gene bir tutam saçak tütün kalmadı. bana yalnız tozları kalıyor. M. Ş. Esendal 3) Havlu,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • salkum — sàlkūm m <G salkúma> DEFINICIJA pov. vojn. starinski top koji je istovremeno bacao po više granata ETIMOLOGIJA tur. salkım: grozd, snop + saçak: razbacan …   Hrvatski jezični portal

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.