rahatça

sf.
1) Rahat
2) zf. Rahat bir biçimde

Buradan hem aşağı obayı hem yukarı obayı rahatça seyredebiliyordu.

- N. Araz

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • rahatca(sına) — z. Rahat halda; narahat olmadan, rahat rahat, xatircəmliklə. <Məcid> <Nadirin> iztirabını görməyib, rahatca öz söhbətinə davam edirdi. B. T.. Rahatca xeyli göyərçin vurmaq mümkün idi. M. Rz …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • ırahatçana — rahatça …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • başıboş — sf. 1) Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan Başıboş yaşayışa alışkın değildir. H. Taner 2) Bağlanmamış, serbest bırakılmış İstanbul un başıboş köpekleri rahatça ömür sürmektedirler. S. Birsel 3) zf., mec. Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • boş — sf. 1) İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı Yaralı kaymakamla iki emir eri de boş kalan kompartımana rahatça yerleştiler. A. Gündüz 2) Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal Boş kadro. 3) Yapılacak işi olmayan, işsiz… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gabari — is., Fr. gabarit 1) Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya veya denetlemeye yarayan örnek 2) Motorlu veya motorsuz taşıtların köprü vb. altından rahatça geçebilmeleri için en yüksek boyutları belirten ölçüler 3)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kapanmak — nsz 1) Kapalı duruma gelmek Son basamağı aştığım zaman, babanın kapısı hızla yüzüme kapandı. Y. Z. Ortaç 2) e Dışarı ile ilişiğini kesmek Rahatça çalışmak istediğim zamanlar buraya kapanırım ve kimse girmesin diye bazen içeriden de kapıyı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kol — is., anat. 1) İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm 2) Vücudunun bu bölümünü saran bölümü Kara yağız oğlan yalandan gözlerinin yaşını pembe mintanının kollarına siliyordu. O. C. Kaygılı 3) Makinelerde tutup çevirmeye,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kullanışlı — sf. Rahatça kullanılabilen, ergonomik Belki mahallenin en büyük evi değildi ama en kullanışlı, en sevimlisi idi. S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kurulmak — nsz 1) Kurma işine konu olmak veya kurma işi yapılmak Kurulmuştu benim adıma bir saray / Çevresini dolanmış gümüşten bir çay. A. M. Dranas 2) e Rahatça oturmak, yerleşmek Yırtık pırtık giysili serserilerin peykelere kurulduğunu görünce çok… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tuzluk — is., ğu 1) İçine tuz konulan kap 2) anat. Atlarda gözün üstündeki, insanlarda köprücük kemiğinin ardındaki çukur yer 3) hlk. Otlayan hayvanların tuz gereksinimini karşılamak üzere, öğütülmüş kaya tuzlarının, yağmurdan korunmasını ve hayvanların… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.