parlatmak

-i
1) Bir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak

Derdini anlayan birini bulmak sevinci küçük gözlerini parlatmıştı.

- H. E. Adıvar
2) nsz, argo İçki içmek

Bir iki kadeh parlatmadan edemez.

3) nsz, argo Güzel, etkili, alışılmamış söz söylemek

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • perdah vurmak (veya etmek) — parlatmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yalratmak — parlatmak, yalab ıtmak. II, 353bkz: yalrıtmak, yolratmak, yolrıtmak …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • yalrıtmak — parlatmak, yalabıtmak II, 353bkz: yalratmak, yolratmak, yolr ıtmak yalçın, sert III, 7 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • yolratmak — parlatmak II, 353bkz: yalratmak, yalrıtmak, yolrıtmak …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • IZAET — Parlatmak. Işıtmak. Işıklı olmak. Aydınlık etmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • İSTİNARE — Parlatmak. Parlak ve aydınlıklı olmak. * Ateş istemek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • açkılamak — i Açkı ile parlatmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • briyantin — is., Fr. brillantine Saçı parlatmak ve yatırmak için kullanılan güzel kokulu bir madde Kirpi dikeni saçlarını, ne briyantinle yatırabiliyor ne pomatla. A. İlhan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cila — is., Ar. cilāˀ 1) Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik 2) Parlaklık 3) mec. Gereksiz süs, gösteriş Birleşik Sözler cila topu cila yağı mum cilası tabanca cilası Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller cila vermek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cilalamak — i 1) Cila sürerek parlatmak, cila vurmak 2) argo Övmek 3) argo Tat katmak Akşama Canfendi nin yaptığı bu lezzetli yemek, rakıyı ve eğlenceyi cilalamıştı. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.