olmadık

sf., -ğı
Daha önce olmamış, alışılmamış, beklenmeyen, olağan karşıtı

Aslı olmadık şeye nasıl inanırım?

- Ö. Seyfettin

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • güveyi olmadık ama kapı dışında bekledik — şaka bir konuyu iyi bilmeyen ancak yabancısı da olmayan kimselerce kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hangi gün vardır akşam olmadık — sona ermeyecek hiçbir iyi durum, yıldızı sönmeyecek hiçbir ünlü yoktur anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • güveyi — is. Damat Birleşik Sözler güveyi yemeği iç güveyi Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller güveyi girmek güveyi olmadık ama kapı dışında bekledik …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hangi — sf. İki veya daha çok şeyden bir tanesini belirtecek bir cevap istemek için kullanılan soru sıfatı Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim. C. S. Tarancı Birleşik Sözler hangi biri herhangi herhangi bir Atasözü, Deyim ve… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • lekeleme — is. 1) Lekelemek işi 2) mec. Namusa dokunur bir suç yükleme, iftira etme Eski müdürlerini her gittikleri yerde olmadık iftiralarla lekelemeye çalışıyorlardı. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • malın gözü — is. 1) Bir şeyin en iyisi, en güzeli Anam da hep malın gözünü bulur ama bize göstermez. S. Ali 2) Açıkgöz, kurnaz, çokbilmiş kimse 3) sf. İffetsiz Kız ne kadar kaknem veya malın gözü olursa olsun... T. Buğra 4) tkz. Aşağılık ve düzenci kimse İlk… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • neme lazımcılık — is., ğı Gerekli şeylerle ilgilenmekten kaçınma durumu, bir şeyi umursamama durumu, neme gerekçilik Belki de gerekli olan bizim de bu neme lazımcılığa katılmamız ve olup olmadık şeylere burnumuzu sokmamamızdır. S. Birsel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • olağan — sf. 1) Sık sık olan, olagelen, doğal, tabii, olmadık karşıtı Dilimizi doğru yazmak, doğru konuşmak olağan değil, ulusal bir görevdir. T. Buğra 2) Alışılmış olan, normal Mutluluğa, bolluğa alışmayacak, bunları olağan görmeyecek insan yoktur. H. E …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gaza getirmek — birini olmadık bir şey veya hayalî bilgilerle coşturmak, ileri sürmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • şeytan kulağına kurşun — hlk. aksama ihtimali bulunan durum veya işler düzenli gittiğinde nazar değmesin anlamında söylenen bir söz Şeytan kulağına kurşun, hiçbirimiz hasta olmadık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.