açık sözlü


açık sözlü
sf.
Her şeyi olduğu gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen

Bu kadar açık sözlü oluşu beni şaşırtmıştı ama belli etmedim.

- A. Ümit

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • açık — sf., ğı 1) Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin 2) Engelsiz Açık yol. 3) Örtüsüz, çıplak Açık baş. 4) Boş Kâğıtta açık yer kalmadı. 5) Görevlisi olmayan, boş (iş, görev) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sözlü — sf. 1) Sözle, konuşma biçiminde yapılan, şifahi, yazılı karşıtı Sözlü sınav. 2) is. Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse, yavuklu Birleşik Sözler sözlü film sözlü saldırı sözlü soru önergesi açık sözlü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açık sözlülük — is., ğü Açık sözlü olma durumu Müzmin suskunlukların ardından müthiş açık sözlülükler gelebilir. R. Erduran …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • saf — 1. is., Ar. ṣaff 1) Dizi, sıra Bütün garsonlar saf teşkil edip selama dururlardı. E. E. Talu 2) Grup Birleşik Sözler saf dışı Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller saf bağlamak saf değiştirmek saf tutmak saflara ayırmak 2. sf …   Çağatay Osmanlı Sözlük


Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.