kulaklı

sf.
1) Kulağı herhangi bir biçimde olan

Küçük kulaklı.

2) Kulağa benzer çıkıntısı olan
3) is. Sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir çeşit yatağan
4) is. İki tarafında tutulacak yeri olan yayvan tencere, kazan
Birleşik Sözler

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • kulaklı somun — is., tek. Yanlarında kanat gibi çıkıntıları olan bir somun türü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yelken kulaklı — sf. Dış kulağı iri ve geniş olan Bir kenarda, yelken kulaklı bir stajyer, ajans bültenlerinden özet çıkarmaya çalışıyor. A. İlhan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kalem kulaklı — sf. Kulakları dik ve düzgün (at, geyik vb.) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • uzun kulaklı — is. Eşek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kulaklıg — kulaklı I, 498 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • Arzos — Άρζος Location …   Wikipedia

  • eşek — is., ği, hay. b. 1) Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan (Equus asinus) 2) hlk. Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa Birleşik Sözler eşek arısı eşekbaşı eşek cenneti… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kalem — is., Ar. ḳalem 1) Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç Kâğıt, kalem, mürekkep, hepsi masanın üstündedir. F. R. Atay 2) Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer Bütün bizim kalem böyle, geçen gün de Sıtkı Efendi o kör …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • karsak — is., ğı, hay. b. Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılan bir memeli türü (Vulpes corsac) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • koçboynuzu — is., den. Üzerine ip iliştirmeye yarayan, iki kulaklı ağaç veya metal çengel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.