kızışmak

nsz
1) Yüksek bir dereceyi bulmak, çok ısınmak
2) Bitkiler, ıslaklık ve mikropların etkisi altında çürürken ısınmak

Ot balyaları kızıştı.

3) Hayvan, eş isteme zamanı gelmek, kösnümek

Aygır kızıştı.

4) mec. Zorlu, sert, kızışık bir durum almak, şiddetlenmek, artmak

Politika münakaşaları ve birbirine yapılan şakalar bazen dayaklı kavgalara meydan açacak derecede canlanıp kızışır.

- R. N. Güntekin
5) mec. Hızlanmak, hareketlenmek

... oyun kızıştı mı kunduralarını atar, yalın ayak oynardı.

- H. Taner

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • ateşlenmek — nsz 1) Ateşleme işine konu olmak 2) Vücut ısısı artmak 3) mec. Coşmak, kızışmak, şiddetlenmek Giderek tartışma daha da ateşlendi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • azışmak — nsz Gittikçe kızışmak, şiddetlenmek Kavga azıştı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hararetlenmek — nsz 1) Isısı artmak 2) Canlanmak, kızışmak Tartışma hararetlendi. Şakir Bey arkasından gelerek fikrini müdafaa için hararetleniyordu. P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kızışma — is. Kızışmak işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zemberek kurulmak — durum kızışmak Gayri zemberek kuruldu. Söz kâr etmez bunlara... H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kakışmak — birbirine kızışmak, birbirinln başına vuruşmak. II, 104, 105 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.