kaybolmak

nsz, Ar. ġayb + T. olmak
1) Yitmek

Bu okuyuşta mısranın asıl mahiyeti olan deruni ahenk kaybolmuştur.

- Y. K. Beyatlı
2) Görünür olmaktan çıkmak, görünmez olmak

Kocası bu karanlıkta kaybolmuştu.

- Ö. Seyfettin

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • gözden kaybolmak — ortadan çekilmek veya görünmez olmak, kaybolmak Vakta ki gece mehtaba çıktılar. Senihe ile Faik Bey uzun bir müddet gözden kayboldular. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ortadan kaybolmak — 1) (bir kimse veya şey) saklanılmak, bulunmaz olmak 2) (bir kimse veya şey) nereye gittiği bilinmemek, kimseye sezdirmeden gitmek Ses duyan kız günün birinde ortadan kayboldu. Y. K. Karaosmanoğlu 3) (bir kimse veya şey) yok edilmek, kullanılmamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • içinde kaybolmak — 1) göze çarpmamak Fakat götürdükleri eşya da kendileri de koca köşkün içinde kayboldular. R. N. Güntekin 2) giysi çok büyük gelmek 3) beklenen sonuca ulaşamamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • uçup gitmek — kaybolmak, yok olmak Sağıma baktım. İhtiyar yoktu. Güneşin ilk ziyalarıyla beraber kaybolan hayalet gibi sanki silinmiş, uçmuş gitmişti. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ortadan sır olmak — kaybolmak, arkada iz bırakmadan gitmek Böylelerinin kirayı biriktirdikten sonra bir para vermeden ortadan sır olanları çoktur. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yitmek — kaybolmak, yitmek. I, 467; II, 314 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • göz — is., anat. 1) Görme organı 2) Bazı deyimlerde, görme ve bakma Gözden geçirmek. Gözden kaybolmak. Göz önünde. Gözü keskin. 3) Bakış, görüş Bu sefer alacaklı gözüyle baktım. 4) Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak Asıl felaket bu pınara sırt… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • akmak — den, ar 1) Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış. S. F. Abasıyanık 2) Bu gibi maddeler aşağıya, yere düşmek Üstünden sular akıyor. 3) Sıvı bir madde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • anonim — sf., Fr. anonyme 1) Adı sanı bilinmeyen Ah bir anonim olmak, kalabalık içine karışıp kaybolmak tadına kavuşabilseydik. F. R. Atay 2) Çok ortaklı 3) ed. Yazanı, yapanı, söyleyeni bilinmeyen (eser) Birleşik Sözler anonim ortaklık anonim şirket …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • atmak — i, e, ar 1) Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak Taşı suya atmak. 2) Bir şeyi yere doğru bırakmak 3) Bir kimsenin ilişiğini kesmek Adamcağızı berbat bir yere attılar. 4) e, nsz Koymak Mutlaka yemeklerimize biber atmayı âdet edinmişiz. B. Felek 5)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.