karşılamak

-i
1) Dışarıdan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek

Belgrat, Türkiye Cumhuriyeti başvekilini karşılamaya hazırlamıştır.

- F. R. Atay
2) Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek

Herhâlde bu küçük bahçeyi kendi sebze ihtiyaçlarını karşılamak için yetiştirmişlerdi.

- N. Cumalı
3) Söylenen, yapılan, bildirilen bir şeyi olumlu veya olumsuz bulmak

Bu suçlamayı hiç üzerimize almadan karşılar ve hoş görürüz.

- B. Felek
4) Önlemek, durdurmak

Bu ilaç sıtmayı karşılar.

5) sp. Boksta karşı oyuncunun yumruklarını savmak

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • hoş görmek (veya karşılamak) — gücenilecek veya karşılık gelinecek bir davranışı hoşgörü ile karşılamak, anlayışla karşılamak, kusur saymamak Arkadaşlarının birçok yolsuzluklarını, uygunsuzluklarını hoş görmeye mecburdur. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • geniş karşılamak — hoşgörü ile değerlendirmek Bu vahim skandalı, bu mahdut dışarlık çocuğu niçin bu kadar geniş karşılıyordu? R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dengiyle karşılamak — kendisine yapılan bir işin karşılığını aynı değerde iş yaparak vermek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • istikbal etmek — karşılamak Vuslat, sofada misafirleri istikbal etti. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • BERÂY-I İSTİKBÂL — Karşılamak için …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • TELAKKİ — Karşılamak. Almak. Kabul etmek. * Şahsi anlayış ve gör …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • tekabül etmek — karşılamak; karşılık olmak …   Hukuk Sözlüğü

  • öpüp başına koymak — 1) bir nimeti veya kutsal sayılan bir varlığı saygıyla el üstünde tutmak, yüksekte tutmak 2) bir şeyi memnunlukla karşılamak, saygı duymak, saygıyla karşılamak Ne dediği bilinmez, anlaşılmaz, kapalı kutu şiirleri öpüp başımıza koymak lazım… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • affetmek — i, der, Ar. ˁafv + T. etmek 1) Bağışlamak 2) Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek Beni affedin, gelemeyeceğim. 3) den Görev veya işten çıkarmak Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çekmek — i, e, er 1) Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı. R. N. Güntekin 2) Taşıtı bir yere bırakmak, koymak 3) Germek İpi çekmek. 4) İçine almak, emmek… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.