karıncalanmak

nsz
1) Bir yere, bir şey üzerine karınca üşüşmek
2) Vücudun bir yerindeki uyuşukluktan sonra, kan dolaşımının başlamasıyla o yerde karıncalar dolaşır gibi bir izlenim uyanmak

Adamcağızın ara sıra ayakları karıncalandıkça dolaşacak bir yeri bile yok.

- R. N. Güntekin
3) Metal yüzeylerde pas yüzünden yer yer ufak delikler oluşmak
4) mec. Aşırı zihin yorgunluğundan dolayı bir şeyi, bir durumu kavramada zorluk çekmek

Satırlar gözünün önünden silinir, gelecekle ilgili düşüncelerim karıncalanırdı.

- N. Cumalı

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • beyni karıncalanmak — zihin yorgunluğundan düşünemez olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • beyin — is., yni, anat. 1) Kafatasının üst bölümünde beyin zarı ile örtülü, iki yarım yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, dimağ 2) Muhakeme, usa vurma 3) mec. Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • karıncalanma — is. Karıncalanmak işi Bütün vücudunda hatta kemiklerinin ve karnının içinde garip bir titreme, karıncalanma, buruk bir ürperme var. P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • emrişmek — uyuz vb şeylerden dolayı kaşınmak, deri karıncalanmak I, 236, 463 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.