kalabalık

is., -ğı
1) Çok sayıda insanın bir araya gelmesiyle oluşan insan topluluğu

Kalabalık içinde zorlukla boş bir masa bularak oturdum.

- A. Haşim
2) Gereksiz, karışık şeyler topluluğu
3) sf. Sayıca çok

Köy kahvesinin içi bu akşam her zamankinden kalabalıktı.

- S. F. Abasıyanık
Birleşik Sözler
Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • Kalabalik — er tumulter og optøjer …   Danske encyklopædi

  • kalabalik — • upplopp, bråk, kalabalik, tumult, uppror, myteri …   Svensk synonymlexikon

  • kalabalik — s ( en, er) …   Clue 9 Svensk Ordbok

  • kalabalık ağızlı — sf. Geveze, bilir bilmez konuşan İkinci maznun kalabalık ağızlı bir koltukçu idi. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kalabalık etmek — gereksiz olarak yer doldurmak Şu eşya odada kalabalık ediyor …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağzı kalabalık — sf., ğı Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz konuşan, boşboğaz (kimse) Ata bu yılışık ve ağzı kalabalık heriften hazzetmez. A. İlhan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • başı kalabalık — sf., ğı Yanında bir işi konuşamayacak kadar çok insan olan (kimse) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kuru kalabalık — is., ğı 1) Hiçbir iş yapmayan insan topluluğu 2) Hiçbir işe yaramayan, kırık dökük eşya …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ACC(E) — Kalabalık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • kalaba — kalabalık …   Beypazari ağzindan sözcükler

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.