hep bir ağızdan

zf.
Toplu olarak (söylemek, konuşmak)

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • bir ağızdan — zf. Hep birlikte, beraberce, hep birden Serdar bakıp at üstünden dedi ileri! / Bir ağızdan uğuldadı cenk türküleri. Y. Z. Ortaç Birleşik Sözler hep bir ağızdan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hep — zf., Far. heb 1) Hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak 2) Sürekli olarak, her zaman, daima Hep seni düşünüyorum. Birleşik Sözler hep beraber hep bir ağızdan hep birden hepyek heple hiç ilkesi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bir — is. 1) Sayıların ilki 2) Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı 3) sf. Bu sayı kadar olan Bir kalem. 4) sf. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı) Bir adam sizi arıyor. 5) sf. Tek Allah birdir. 6) sf. Beraber Hep biriz, ayrılmayız …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • HEYAMOLA — Eskiden ramazanlarda para toplamak gayesiyle mahalle çocukları tarafından teşkil edilen bir nevi dilenci alaylarında söylenen bir tâbirdir. * Eskiden gemiciler gemi demirini çekerken veyahut bir amele inşaatta ağır bir şey kaldırırken yahut da… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • hurra — ünl., Fr. hurrah Genellikle Batılı uluslarda hep bir ağızdan yaşa anlamlı destek vermek amacıyla kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gülbank — is., gi, esk., Far. gul + bāng Hep bir ağızdan ve makamla yapılan dua veya ant Dışarıya fırlayan bütün davetliler de bu gülbange iştirak ediyorlardı. E. E. Talu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • höykürme — is., din b. Tarikattaki kimselerin dua ederken kendilerinden geçerek hep bir ağızdan yüksek sesle bağrışmaları …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • FİRUDEST — f. Birkaç hânendenin hep bir ağızdan usûlüne uygun olarak söyledikleri nağme …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.