harcamak

-i
1) Bir iş görmek veya bir şey satın almak için parayı elden çıkarmak, sarf etmek

İki maaşımı hastalığına harcadığım talebe, sonbaharla beraber ölmüştü.

- S. F. Abasıyanık
2) Bir şey yapmak için kullanmak, tüketmek

Bu yemek için bir saatimi harcadım.

Bu beş ton demiri bu yapıya harcadık.

3) mec. Birinin değer ve onurunu kırıcı bir durum yaratmak

Bir delilik yaptı ve otobüsteki kız uğruna Arzu'yu harcadı.

- M. Uyguner
4) mec. Manevi yönden kötü duruma düşürmek, feda etmek

Çoluk çocuğu uğruna kendini harcadı.

5) argo Yok olmasına, ölmesine sebep olmak

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • bozuk para gibi harcamak — (birini) değerini düşürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkışmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çaba harcamak — bir işi yapabilmek için elinden geleni yapmak Tehlikeyi anlamış olacak ki seçimlerde oylarını dağıtmamaya çaba harcıyordu. T. Buğra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • emek harcamak — çaba göstermek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cepten harcamak — bir başkasının söylemediği bir sözü söylemiş gibi aktarmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • harcama yapmak — harcamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • İSRAF — Lüzumsuz yere harcamak. Malı ve parayı lüzumsuz yere sarf etmek. İhtiyacından fazla istihlâk etmek ve harcamak. * En lüzumlu aslî vazifeleri bırakıp en lüzumsuz veya zararlı şeylerle meşgul olarak ömrünü veya gençliğini boş yere harcamak.(Hâlik ı …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • çalışmak — nsz 1) Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak Bu eser için üç yıl çalıştım. 2) Herhangi bir iş üzerinde olmak 3) İşi veya görevi olmak, bulunmak Kışları onun mandırasında çalışıyor. H. Taner 4) Makine veya aletler işe yarar… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yemek — 1. is., ği 1) Yemek yeme, karın doyurma işi Yemekten sonra gocuğuna sarar yatırırdı beni. N. Cumalı 2) Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam 3) Günün belli saatlerinde yenilen besin Yemek ya kahvaltıda ya da yemekte yenir. Arada bir …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • abur cubur — is. 1) Yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen şeyler Çocuklara abur cubur yedirmekten sakınılmalıdır. 2) sf. İşe yaramayan, boş Olumlu, verimli bir işe adayacağı zamanını, abur cubur işlere harcamak ağırlarına gider. H. Taner 3) zf. Yararsız bir …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • adamak — i, e 1) Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal bir güce yönelik istekte bulunmak, nezretmek 2) mec. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek, ant niteliğinde söz vermek 3) mec. Zaman ayırmak, tahsis etmek Olumlu, verimli bir işe… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.