hapsetmek

-i, -e, -der, Ar. ḥabs + T. etmek
1) Bir suçluyu hapishaneye koymak
2) Bir yere kapatıp salıvermemek

Kediyi odaya hapsetti.

3) Engellemek, sınırlamak
4) -de, mec. Bir kimseyi veya bir şeyi boşu boşuna tutmak, alıkoymak

Gelirim diye beni akşama kadar burada hapsetti.


Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • RECEN — Hapsetmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • TEKLÎ — Hapsetmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • içeriye atmak (veya almak veya tıkmak) — hapsetmek Bundan da başka yarın bunu tutar, içeri tıkabilirdi. M. Ş. Esendal …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • AFS — Hapsetmek. * Deve sürmek. * Arkasına ayağıyla vurmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • AKF — Hapsetmek. Vakfetmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • GAZN — Hapsetmek. * Kırmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • MUKÂBELE — Hapsetmek. * Sonraya bırakmak, tehir etmek. * Meşveret etmek, danışmak. * Bir kimsenin evi yanında bir ev satıldığında; başka kimse satın alsın, ben ondan şüf a yolu ile alayım diye şirâsına muhtaç iken tehir etmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • hapis — is., psi, Ar. ḥabs 1) Bir yere kapatıp salıvermeme 2) Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası 3) Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer, cezaevi, hapishane Sadakatinin mükâfatını hapiste aç kalmakla görür. B.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hapsetme — is. Hapsetmek işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kapamak — i 1) Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek Hasan, yıldırımla vurulmuş gibi hemen kapıyı kapadı, kaçtı. H. E. Adıvar 2) Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak 3) Bir şeyin görünmesine engel olmak Bu yapı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.