gök cismi

is., gök b.
Gökyüzünde bulunan güneş, ay, gezegenler, kuyruklu yıldızlar, bulutsular vb. cisimlere verilen ortak ad

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • gök — is., ğü 1) İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk, uzay, sema, asuman, feza 2) Yeryüzü üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk, sema Süngülerini, çelikten birer parmak gibi göğe kaldırmışlar. R. E. Ünaydın 3) Gökyüzünün, denizin… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • güneş — is., gök b. 1) Işık ve ısı veren büyük gök cismi 2) Bu gök cisminin yaydığı ışık ve ısı Güneş girmeyen eve doktor girer. Birleşik Sözler güneş banyosu Güneş Dil Teorisi güneş gözlüğü güneş günü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ay — 1. ünl. Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz Ay! Sen mi idin? Ay, ne güzel! 2. is., gök b. 1) Dünyanın uydusu olan gök cismi, kamer 2) Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre 3) Yılın on iki bölümünden… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kuyruklu yıldız — is., gök b. Güneş çevresinde büyük bir elips veya bir parabol yörüngede dolaşan, güneşe yaklaştığında yüzeyinde ortaya çıkan gazların ve tozların oluşturduğu kuyruk denilen ışıklı bir uzantısı olan gök cismi, kirli kartopu Birleşik Sözler… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • oluşum — is. 1) Oluşma işi, teşekkül, teşkil 2) gök b., jeol. Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci Birleşik Sözler sosyal oluşum …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cisim — is., smi, Ar. cism 1) Katı maddenin biçim almış durumu 2) Gövde, beden, vücut Yataktaki örtülü cisim dertop olmuş şeklini, hareketsizliğini muhafaza ediyor. R. H. Karay Birleşik Sözler basit cisim billur cisim gök cismi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • güneşsel — sf. 1) Güneşe ilişkin, güneşle ilgili Güneşsel boylam. 2) Güneşle birlikte doğan, güneşle birlikte batan (gök cismi) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açısal uzaklık — is., ğı, gök b. İki cismi gözlemciye birleştiren doğrular arasındaki açı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayrıklık — is., ğı 1) Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma, istisna 2) gök b. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı 3) fel. Kaplamları… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • büyütme — is. 1) Büyütmek işi 2) Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse O, filancanın büyütmesidir. 3) gök b. Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.