alıngan


alıngan
sf.
Çabuk gücenen, kırılan

Alıngan olduğu için arkadaşları onunla sık sık bozuşur.

- S. Birsel

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • Trimethylaluminium — IUPAC name trimethylalumane …   Wikipedia

  • Syed Shamsul Haque — Syed Shamsul Haq (Bangla সৈয়দ শামসুল হক) (born 1935), is one of the best Bangladeshi poets and writers. He was born in Kurigram. LifeSyed Shamsul Haque was born in the Mahakuma Kurigram (now district) in 1935. His father was Syed Siddique… …   Wikipedia

  • alınganlaşmak — nsz Daha alıngan bir duruma gelmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alınganlık — is., ğı Alıngan olma durumu Daveti kabul edilmemiş bir devlet reisinin alınganlığı seziliyordu. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çokça — zf. 1) Çok olarak Benden utanırlar, odada çokça koca lakırtısı olsa kalkar kaçarlar. M. Ş. Esendal 2) Aşırı, fazla Çokça alıngan olduğu için arkadaşları onunla sık sık bozuşuyor. S. Birsel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hassas — sf., Ar. ḥassās 1) Duyum ve duyguları algılayan Halıda kaybolan ayak seslerini evvela Peregrini nin hassas kulakları sezdi. H. E. Adıvar 2) Çabuk duygulanan, duygun, duyar, duyarlı, içli, alıngan İri yarı bir adam olmakla beraber pek hassastı. A …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • limoni — is., Rum. + Ar. ī 1) Limon rengi, yeşile çalan açık sarı 2) sf. Bu renkte olan 3) sf., mec. Biraz bozuk, iyi olmayan (insan ilişkileri) Bugünlerde aramız limoni. 4) sf., mec. Alıngan, beklenmeyen bir zamanda öfkelenen Anasını alacak değilim ama… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tuhaf — sf., Ar. tuḥaf 1) Acayip Nahit in onda hiç görmediği bir tuhaf hâli vardı. T. Buğra 2) Şaşılacak, garip 3) Güldürücü Kibirli, alıngan olmayan, tuhaf ve nükteli bir adammış. A. Ş. Hisar 4) Gülünç Bu kıyafetle tuhaf oluyorsun. 5) Anlaşılmaz Tuhaf… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yaradılışlı — sf. Doğuştan vücut ve ruh özelliklerinin tümünü üzerinde taşıyan Bütün hassas insanlar gibi çok alıngan yaradılışlı idi. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • pirinci (çok) su kaldırmamak (veya götürmemek) — (birinin) alıngan, çabuk darılır olmak, şakadan anlamamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük


Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.