fotoğrafhane

is., Fr. photographe + Far. ḫāne
Fotoğrafçının çalıştığı, fotoğraf çekilen veya fotoğraf makinesi satılan yer, fotoğrafçı

Fotoğrafhanenin yapay ev dekoru içinde, dal inceliğinde bir genç kadın, iki parmağını, şakağına dayamış düşünüyordu.

- A. İlhan

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • fotoğraf — is., Fr. photographe 1) Görüntüyü, ışığa karşı duyarlıklı cam, kâğıt vb. bir yüzey üzerinde özel makine ile tespit etme yöntemi 2) Bu yöntemle aktarılarak çoğaltılan resim, foto Bir de yadigâr olmak üzere fotoğraf bıraktı. Ö. Seyfettin Birleşik… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fotoğrafçı — is. 1) Fotoğraf çeken veya basan kimse 2) Fotoğrafhane …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hane — is., Far. ḫāne 1) Ev, konut 2) Ev halkı Oğlan iyiydi; becerikli, yumuşak huyluydu ama hanesi kalabalıktı. N. Cumalı 3) Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri, bölük, göz Dama tahtasında altmış dört hane vardır. 4) mat. Basamak 5) müz. Klasik… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.