aldırmak


aldırmak
nsz
1) Alma işini yaptırmak

Söyledim, söyledim, bir urgan aldıramadım.

- N. Cumalı
2) -i, -e Getirtmek

Ne yaptı yaptı, nişanlısını oraya aldırdı.

- C. Uçuk
3) Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak

Bademcik aldırmak. Çocuk aldırmak.

4) -e Önem vermek, değer vermek

Felsefenin teorik olan kısmına pek aldırmaz.

- N. Araz
5) -den Elindekini başkasına kaptırmak

Elimden aldırdım gül yüzlü yâri / Ben bir daha buldum ellere nispet.

- Emrah
6) -i, -e Sığdırmak

Bunca eşyayı bu küçücük eve nasıl aldırdınız.


Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • çocuk aldırmak — tıp kadın karnındaki bebeği hekime ameliyatla aldırmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alturmak — aldırmak I, 223 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • aldırma — is. Aldırmak işi Birleşik Sözler yağ aldırma …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk — is., ğu 1) Küçük yaştaki oğlan veya kız Çocuğun bir sütninesi vardı. R. H. Karay 2) Soy bakımından oğul veya kız, evlat Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış. B. R. Eyuboğlu 3) Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • paylaştırmak — i, e Herkese kendi payına düşeni aldırmak veya vermek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sığdırmak — i, e Bir şeyi bir kabın veya bir yerin içine aldırmak Kitapları çantaya sığdıramadım …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kan vermek — 1) hastaya, yaralıya kan aktarmak 2) kan nakli için kan aldırmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • saurman — paye ile harmani alt üst edup rüzgyara aldırmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aldamak — aldatmak I, 273, 472 alduzmak malını elinden aldırmak, soyulmak II 87 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • bagdatmak — güreşte sarmaya aldırmak II, 327, 364, 365 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini


Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.