dövünmek

nsz
1) Aşırı üzüntü, çaresizlik, pişmanlık duyarak çırpınmak, kendi kendini dövmek

Bir kadın dokuz çocukla bir viranenin içinde çırılçıplak kaldım diye dövünüyordu.

- A. Gündüz
2) mec. Çok üzülmek

Farsçayı öğrenmediğime dövünür dururum.

- N. Ataç

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • gemi dövünmek — den. şiddetli dalgaların etkisiyle gemi bağlı veya demirli olduğu yerde inip kalkmak, sallanmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dövünme — is. Dövünmek işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gemi — is., den. Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine Yük gemisi. Savaş gemisi. Birleşik Sözler gemi adamı gemi aslanı gemi bozma gemi çıkışı gemi enkazı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • saçını başını yolmak — çok üzülmek, üzüntüsünden dövünmek Tanrıça Hebe çaresiz kalmış, saçını başını yoluyordu. S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tipenkelenmek — tepelenmek, dövünmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • urunmak — pişman olup vurunmak, dövünmek;sarınmak, örtünmek I, 201 dikilmek, kalkmak I, 201 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • Fİ'L-İ MUTÂVAAT — Mâlum sigasında olduğu halde müteaddi bir fiilin mechulü gibi mânası olan fiildir. (Sevinmek, dövünmek gibi …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.