aksetmek


aksetmek
-den, -der, Ar. ˁaks + T. etmek
1) Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek

Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla / Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi.

- Y. K. Beyatlı
2) -e, -den Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak

Bulunduğumuz yeri sarayın tek parça, geniş camlarından akseden avize ışıkları aydınlatıyordu.

- R. H. Karay
3) Evirmek, tersine çevirmek
4) -e, mec. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak

Olay basına aksetti.


Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • yansımak — nsz 1) Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirmek, aksetmek Düz ve parlak yüzeylere çarpan ışık yansır. 2) Yer almak Gazeteye yansıyan haber ağızdan ağıza geçerken açıklığını hemen hemen tamamen kaybetmiştir. Halikarnas… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • akis — is., ksi, Ar. ˁaks 1) Işık veya ses dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi, yansıma, yankı İkide birde barutla infilak akisleri geliyordu. Y. K. Beyatlı 2) Bir cismin parlak bir yüzeyde görünmesi Mehtap, iri güller ve senin en… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aksetme — is. Aksetmek işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • vurmak — e, ur 1) Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak Masaya vurmak. Birinin başına vurmak. 2) i Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yankılanmak — nsz Ses vermek, ses çıkarmak, yankı durumunda geri dönmek, aksetmek Kafasının içinde on defa yankılanmıştı. T. Buğra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • akser — (A.) [ ﺮﺼﻗا ] en kısa. ♦ aksetmek yansımak, vurmak …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü


Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.