didiklemek

-i
1) Çekiştirerek veya ısırarak parçalamak, gagalamak

Kuş, sanki öfkesini alamamış gibi gagasıyla yılanı didikliyor sanılırdı.

- M. Ş. Esendal
2) Bir yerin veya bir şeyin içindeki eşyayı karıştırarak aramak, araştırmak

Manzumenin yazılı olduğu kâğıdı bulmak için bütün ceplerimi on parmağımla didikledim.

- Y. Z. Ortaç
3) mec. Kendi kendini harap etmek, üzmek

Öfkesinin şiddetinden hep kendi kendini didikledi.

- H. R. Gürpınar
4) mec. Bir konuyu bütün ayrıntılarıyla gözden geçirmek, iyice araştırmak
5) mec. Huzursuzluk vermek, sıkıntıya sokmak

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • didik didik etmek — didiklemek Bu emel bana bu üç yıllık ömrümü didik didik edip kâğıt üzerine koymamı zorluyor. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • didikleme — is. Didiklemek işi Beklemek işkencesi yüreğini fena didiklemeye başladı. Ç. Altan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çıvlamak — hiraş tahdiş etmek, tırnağla didiklemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • NAKUR — Sur gibi ağızla üflenerek çalınan boruya denir. Nakr; vurmak ve didiklemek mânalarına geldiği gibi, boru çalmak mânasına da gelir. Çünkü boru çalındığı zaman, içinden hava tazyiki ile didiklenmiş olacağı gibi, dışından da o ses, çarptığı… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.