ağlamak


ağlamak
nsz
1) Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
2) Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak
3) -den Sızlanmak, yakınmak

Utanç ve kahırdan, yumruklarını ısıra ısıra bir zaman ağladı.

- A. İlhan
4) -e Bir duruma üzülmek

Şu kara bahtıma ağlıyorum.

Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • aglamak — yalnız olmak, bo; olmak, II I, 258 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • ağlamak para etmez — üzülmenin yararı olmaz anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • katıla katıla ağlamak — aşırı derecede ağlamak Meğer aradan birkaç ay geçecek ve yine o evde, yine gözlerimizden yaşlar akarak katıla katıla ağlayacakmışız. Y. Z. Ortaç …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • iki gözü iki çeşme ağlamak — sürekli veya çok ağlamak Sen gittin de aylarca yas tuttu, iki gözü iki çeşme ağladı. Y. Kemal …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kan ağlamak — büyük bir üzüntü içinde bulunmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • siyem siyem ağlamak — iplik iplik gözyaşı dökmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • anası ağlamak — (birinin) çok sıkıntı çekmek, eziyet çekmek, bitkin duruma gelmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yüreği kan ağlamak — derinden acı duymak, çok üzülmek Yüreği kan ağlıyordu, onların şu perişan, sürüm sürüm hâllerini gördükçe... Y. Kemal …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • içi kan ağlamak — çok üzüntü duymak Demin Raif Efendi nin karısını dinlerken içim kan ağlıyordu. Y. K. Beyatlı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yaş akıtmak (veya dökmek) — ağlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük


Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.