büyütme

is.
1) Büyütmek işi
2) Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse

O, filancanın büyütmesidir.

3) gök b. Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • büyütebilmek — i Büyütme imkânı veya olasılığı bulunmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • büyütülmek — nsz Büyütme işi yapılmak Resmi ötekilerden ayrılarak büyütülmüştür. F. R. Atay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • büyütüş — is. Büyütme işi veya biçimi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ilave — is., Ar. ˁilāve 1) Katma, ekleme, ulama 2) Eklenmiş, katılmış parça 3) Arttırma, büyütme, abartma 4) Ek Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller ilave etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • izam — 1. is., esk., Ar. iˁẓām Olduğundan büyük gösterme, büyütme, abartma Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller izam etmek 2. is., esk., Ar. iˁzām Bir kimseyi gönderme, yollama …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • karelemek — i 1) Karelere ayırmak 2) Bir resmi büyütme veya küçültme işleminden sonra asıl örneğin oranlarını kopyasında da elde etmek için bir resmi eşit sayıda karelere ayırmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • mikrometre — is., Fr. micromètre 1) Büyük ölçüde büyütme gücü olan teleskop, mikroskop vb. optik aletlerle incelenen nesnelerin oylumlarını ölçmede kullanılan alet 2) Çok küçük uzunlukları ölçmeye, incelemeye yarayan alet 3) mat. Mikron …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • AGRANDİSMAN — Fr. Büyütme (Fotoğrafçılıkta kullanılır …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.