buruşmak

nsz
1) Düzgünlüğü bozulmak, üzerinde kırışık ve katlamalar olmak

Daralmış, buruşmuş sof ceketi, uzamış sakalıyla işportacı Yahudilere dönmüş.

- R. N. Güntekin
2) Ağızda kekrelik duymak
3) mec. Tiksinmek, hoşlanmamak

Gördüklerimden yalnız yüzüm değil, içim de buruşuyor.

- A. Gündüz

Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • burkurmak — buruşmak, büzülmek. II, 171, 188 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • buruşma — is. Buruşmak işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • buruşuvermek — nsz Çabucak buruşmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • burunlamak — buruna vurmak, II I, 341, 342 buruşmak (yüz) buru;mak II, 94 burutmak buğulandırmak, kokutarak yellenmek II, 302 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • oñukmak — solmak, rengi atmak, hastalık ve benzerlerinden dolayı buruşmak, tazeliğlni ve parlaklığını kaybetmek I, 175. 216; II I, 394, 395bkz: oñmak …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.