falan filan

is.
Önem verilmeyen, hafifsenen kimse, şey, filan falan, falan festekiz, falan feşmekân

Ona kâğıt, kalem falan filan lazım.


Çağatay Osmanlı Sözlük. 2010.

Look at other dictionaries:

  • falan — zm., Ar. fulān 1) Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan Bana falan geldi, falan gitti diye anlatmaya başladı. 2) is. Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek ve benzerleri anlamında… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • filan — zm., Ar. fulān Falan Birleşik Sözler filan falan falan filan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • filan falan — is. Falan filan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • falan festekiz — is. Falan filan Unutma, yok bilmem, görmemiş, falan festekiz gibi masallar anlatmaya başladı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • falan feşmekân — is. Falan filan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • falan fıstık — is., ğı Falan filan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Redd — Основная информация Жанры …   Википедия

  • estek köstek — is. Falan filan Haberler iyi değil, rivayetler gönlümü bulandırıyor, sürgünmüş, göz hapsiymiş, estek köstek. A. İlhan Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller estek köstek etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • uçkur — is. 1) Şalvarı bele bağlamak veya torba, kese vb. şeylerin ağzını büzmek için bunlara geçirilen bağ O sabah evvela pijamanın uçkuru kördüğüm oldu. B. Felek 2) mec. Cinsel duygu veya ilişki Doktorlar falan filan hap, banyo ve uçkur perhizi tavsiye …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • behmân — (F.) [ نﺎﻤﻬﺑ ] falan, filan …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.